İç Anadolu'nun kadim topraklarında, binlerce yıllık birikimiyle adeta bir açık hava müzesi niteliğinde olan Yozgat, tarihin derinliklerinden günümüze uzanan zengin bir mirasın taşıyıcısıdır. M.Ö. 3000'li yıllara uzanan ilk yerleşim izleriyle, Hititlerden Friglere, Romalılardan Selçuklulara ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu'na uzanan uzun bir medeniyetler geçidine tanıklık etmiş bu coğrafya, her köşesinde farklı bir dönemin hikayesini fısıldıyor. Modern Yozgat'ın temelleri 18. yüzyılda Çapanoğulları tarafından atılmış olsa da, bölgenin arkeolojik derinliği, insanlık tarihinin en büyük imparatorluklarının ayak izlerini taşıyor.
Yozgat ve çevresi, özellikle Tunç Çağı'ndan itibaren Anadolu'nun stratejik ve kültürel merkezlerinden biri olmuştur. Alişar Höyüğü, Kalkolitik Çağ'a kadar uzanan kesintisiz yerleşimiyle, bölgenin ilk sakinlerinin yaşam biçimleri hakkında paha biçilmez bilgiler sunar. Hitit İmparatorluğu döneminde ise Yozgat, imparatorluğun adeta can damarıydı. Sorgun ilçesindeki Uşaklı Höyük ve çevresindeki zengin kalıntılar, Hititlerin dini ritüellerine ve idari yapılarına dair önemli ipuçları taşımaktadır. M.Ö. 1200'lerde Hititlerin yıkılmasının ardından bölge, Friglerin ve daha sonra Perslerin egemenliğine girmiş, Roma İmparatorluğu döneminde ise önemli bir askeri ve ticari geçiş güzergahı olarak önemini korumuştur.