İnsanlık tarihi boyunca medeniyetler, kendi koşulları ve ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmiştir. Ancak günümüzde, bazı çevrelerin kendi geçmişlerine bugünün modernleşme ve gelişmişlik ölçütleriyle dönüp bakma alışkanlığı dikkat çekiyor. Bu bakış açısı, geçmişte farklı sosyo-ekonomik ve kültürel dinamiklerle var olmuş toplumların o dönemki gerçekliğini göz ardı ederek, bugünün küresel normlarına uymayan unsurları birer "yoksunluk" olarak etiketleme eğilimindedir.
Bu tür bir tarih algısı, genellikle "bizde şu yoktu, bu yoktu" söylemleriyle kendini gösterir. Oysa ki, milletlerin bugün ulaştığı noktada belki de vazgeçilmez olan birçok kavram veya kurum, eski çağlarda ne bir gereksinim ne de bir ihtiyaç olarak algılanmıştır. Örneğin, günümüzdeki siyasi sistemler, ekonomik modeller veya toplumsal yapılar, geçmişin kendine özgü koşulları içinde farklı biçimlerde tezahür etmiştir. Geçmişi, bugünün ölçütleriyle yargılamak, tarihsel bağlamı tamamen göz ardı etmek anlamına gelir ve çoğu zaman yanıltıcı sonuçlar doğurur.