Konuşmasında Kur'an-ı Kerim'deki "hak" kavramının geniş yelpazesine değinen Caner, bu kelimenin birçok ayette geçtiğini ve İslam alimleri tarafından farklı anlamlarla yorumlandığını dile getirdi. "Hak" kelimesinin, doğru söz, gerçek bilgi, adalet, hüküm, delil ve batılın zıttı gibi çok çeşitli anlamlara geldiğini vurgulayan Caner, büyük İslam bilginlerinin bu temel kavramı farklı açılardan ele alarak derinlemesine açıkladığını belirtti.
İslam hukukunda ve inancında "hak" kavramının iki ana başlık altında toplandığını ifade eden Emekli Müftü Caner, bu ayrımı şu sözlerle netleştirdi: "Birincisi Allah hakkıdır, ikincisi ise kul hakkıdır. İslam dininin özü ve temeli aslında bu iki kavram üzerine inşa edilmiştir. Her Müslümanın hem yüce Allah'a karşı yerine getirmesi gereken görevleri hem de diğer insanlara karşı üstlendiği sorumlulukları bulunmaktadır." Bu denge ve sorumluluk anlayışının, İslam ahlakının temelini oluşturduğunu sözlerine ekledi.
Müftü Caner, kul hakkının genellikle maddi konularla ilişkilendirilse de, kapsamının çok daha geniş olduğunu belirtti. Maddi kul haklarına örnek olarak; hırsızlık ve gasp, ölçü ve tartıda hile yapmak, emanete ihanet etmek, kumar ve haksız kazanç yollarıyla başkasının malını ele geçirmek, tefecilik yapmak, devlet malını veya kamu malını zimmete geçirmek, faiz, gasp ve sahtekârlık gibi yollarla gelir elde etmek gibi davranışları sıraladı. Caner, bu tür eylemlerin İslam dininde büyük günahlar arasında sayıldığını ve ahirette ağır bir karşılığı olduğunu hatırlattı.
Ancak kul hakkının sadece mal ve mülkle ilgili olmadığını, manevi boyutunun da son derece önemli olduğunu vurgulayan Caner, manevi kul haklarına giren davranışları da şöyle sıraladı: İftira atmak, insanlarla alay etmek, haksız yere kötü zan beslemek ve insanların dini yaşamlarına engel olmak. Bu tür eylemlerin de tıpkı maddi haksızlıklar gibi kul hakkı ihlali olduğunu ve bireylerin vicdanında derin yaralar açtığını ifade etti.
Özellikle insanların inançlarına ve dini yaşamlarına müdahale etmenin büyük bir zulüm olduğuna dikkat çeken Müftü Caner, bu konuda Kur’an-ı Kerim’de de açık uyarılar bulunduğunu belirtti. Her bireyin inancını özgürce yaşama hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın engellenmesinin kabul edilemez olduğunu dile getiren Caner, Müslümanların hem maddi hem de manevi tüm kul haklarından titizlikle kaçınması gerektiğini, zira bu hakların ahirette mutlaka hesabı sorulacak önemli sorumluluklar olduğunu sözlerine ekleyerek konuşmasını tamamladı.